”Mit’in ele geçirdiği çok gizli rapor …

Sharing is caring!

Ülke üzerine çöreklenen bir kara Jöleli bulut…

Jöleli bir gazetecinin vermiş olduğu röportajın başına oturup üşenmeden uzun uzun seyrettim.

Böyle rapor hazırlayan bir rektör gerçekten varmıdır tartışma götürür.

Eğer varsa aptal olması gerekir.

Böyle bir rapor var ama MİT ele geçirmiş gibi servis ediliyor.

En azından ne yapacaklarını emperyal güçler bu kadar aleni bir şekilde madde madde yazacağını düşünmüyorum.

Ülkenin üzerine çöreklenen bu kara”bulut” varlık fonundan iyi nemalandığını gösterir.

Daha çok bende bıraktığı izlenim nemalandığı sistemini koruyor psikolojisi aslında kendisini ele veriyor.

Köpekler bile yemek yediği çanağa pislemez bu bağlamda canhıraş bir şekilde vermiş olduğu bu çabasını empati yapmaya çalışıyorum.

Cümlemi toparlamak istersem: Ekmek yediği çanağa pislemek istemiyor bu yüzden iş yapıyor gözüküyor.

Madem elinizde böyle bir rapor var bütün yalınlığıyla (orijinal haliyle) neden kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz?

Eğer elinizde gerçekten böyle bir delil olsaydı, ülke içinde en birinci mağduriyet olayı haline getireceğinizi bildiğim için, bu türden çabanız haddinden fazla  sönük kalmış durumda. Dahada ilginci çarşaf çarşaf mağduriyetinizi baş rol oyuncusu yapıp kamuoyuna servis ederdiniz. Bunların hiç birisini yapamadığınıza göre, canhıraş çırpınmana karşı haddinden fazla başarısızsın.

Ne yalan söyleyeyim sarayın yerinde olmuş olsaydım gerekçesiz amasız işine son verirdim.

Üst satırda (orjinal haliyle)  neden kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz diye  sormuştum, tam tersine bu yolu seçmeyip kısaltarak okuyorum deyip (hatta bahsi geçen ülkelerin ismini vermeyip (x) olarak okuduğuna göre) okuduğun sözde bu rapor kendiniz tarafından düzenlenen balyoz manipülasyonuna (kumpasa) ne kadarda benziyor?

Okuduğun sözde belgeye ‘çok gizli’ atıflar yaparak manipülasyon yapmaya çalıştığın ve konu içinde geçiyor dediğin ülke isimlerini versen bu kez (ispat edemeyeceğini bildiğin için) diplomatik kriz çıkacak… Bu yüzden alfabemizde olmayan (x) harfine sığındığını anlamamak için Türkiye’ye özgü koyunlardan olmak lazım.

Eğer bu rapor gerçek olsaydı bangır bangır o ülke isimlerini de söyleyip mağduru oynamak için bu raporu düzenleyen kurumları teşhire giderdiniz. Hatta ahaliye mehter marşıyla ilan ederdiniz…

Aklı ermeyen koyunları yaldızlı laflarınızla kandırabilirsiniz, ama başkanlık sistemiyle takkeniz düştü keliniz gözükmeye başladığını herkes görüyor.

Tam bir kaos hakiki diktatörlüğe doğru kuklaya çevirdiğiniz meclisle kıçınızdan uydurduğunuz KHK’lerle adaletsizliği, haksızlığı ve zülümün her türlüsünü uyguluyorsunuz.

İstediğiniz kadar sarayın polisi olacak paramiliter – militer gücünüzü oluşturun bu hiç sorun değil. Sonuç itibariyle çarlık Rusyasının son anlarını düşündükçe uykunuz kaçtığını çok iyi biliyorum. Bu korku bile size yeter…

Bu türden taktiklerle kamuoyunu hırsızlığınızı / nemalandığınız varlık fonundaki yoksul halkın alın terini bir sülük gibi emmenizi gizlemek olduğunu nasılda telaş içinde olduğunuzu belgeliyor bu asparagas belgeniz.

Bu bir vatan hainleri bu vatanı seviyormuş bu vatanın iyiliği için uğraşıyormuş gibi gözükmesi manidardır.

Özelde kişiler için değil genel olarak bir tespit yapmak gerekirse; nerede kendisine halkın vergileriyle saray yaptırıp (lüks içinde) kendisini ve ailesini sarayda ağırlatan birisi varsa bilinmelidir ki o kişi çömezleriyle birlikte vatan hainidir.

Kendinize İngiltere’yi ve diğer kraliyet ailelerini örnek gösterebilirsiniz, eğer ki kendileri mütevazi bir hayat yaşamayıp halkı yokluk içindeyse yaşıyorsa bu tespitim bu türden kraliyet aileleri içinde geçerlidir. Asalak kan emici tahta kurları kanı emilenler tarafından bir gün mutlaka ezilip yok edileceklerdir.

Bu doğanın kaçınılmaz gidişatıdır.

Diğer bir konuya  gelince gerekçesi ne olursa olsun, dünya da kendi ormanını yakan bir devlet asla görülmemiştir bu durum tartışmasız amasız vatan hainliğidir. Vatan hainliğinin kendisidir!

Benim çağrım yol yakınken vatan hainliği yapmaktan geri dönün şeklinde olsada bunu anlamak isteyeceğinizi pek sanmıyorum.

Madem öyle ne demiştiniz? ”Durmak yok yola devam!’

_Ali Galip Sayılgan_