Şov’a dönüşen çok kötü bir mizansen: darbe!

Sharing is caring!

 (Bu yazı: 16.07.2016 tarihinde saat: 10 :41 de sözde darbeye kalkışıldığı saatlerde sıcağı sıcağına kaleme alınmıştı. Server değişikliğimiz yüzünden  ARŞİVİMİZİ taşıyamamış OLSAK DA yeniden yayınlamayı uygun bulduk.)
Dün, akşamın mahmurluğunda klasik facebook müzminleri ayakta uyurken darbe girişiminin haberleri dostlarım sayesinde bana çoktan ulaşmıştı. İlk elden duyurduk ama ilk anda DARBE Mİ tatbikat mı gibi KÖTÜMSERLİĞİMİZ konusunda emin olamasak da gelişmelerin muhtevasında darbenin emaresi vardı.

Çekimserliğimiz fazla gecikmedi başbakan Bin-Ali açıklama yaptı. Anlaşılan o ki darbeden çok korktuğu için adını zikrederse gerçek olur kaygısıyla darbe diyemeyip  ‘girişim’ olarak tanımladı.

Hemen baştan belirtelim en kötü demokrasi, askeri darbeden yüz kez daha iyidir.

Darbenin savunulacak bir yanı yoktur.

Her darbe ülkenin kazanımlarını 30 yıl geriye attığını bilen biri olarak, birde 12 Eylül faşist darbesinden çok çekmiş ve ağır bedeller ödemiş biri olarak, darbeyi alkışlayabilmem mümkün değildir.

Birde bu işin lakin’i var!

Şimdi gelelim lakin kısmına.

Yukarıda en kötü demokrasiden bahsettim, tabiiki demokrasi varsa!

Despotluğun, diktatörlüğün demokrasi olmadığını hepimiz biliyoruz.

İçeride yüzlerce gazeteci yatarken, insanlar polis sorgularında işkenceden geçirilirken,

En basit demokratik gösteriler adice silahlı güç kullanılarak ölümle, sakatlanmalarla bastırılırken,

Doğuda şehirler dümdüz edilip siviller, çocuklar sorgusuz sualsiz katledilirken,

Bir anne devlet güçlerince öldürülen çocuğunu kokmasın diye derin dondurucuda evinde saklarken,

En demokratik gösteri olan gezi direnişinde ekmek almaya giden Berkin çocuk kafasından gaz kapsülüyle vurulurken,

Ali İsmail Korkmaz isimli genç hunharca acımasızca dövülerek öldürülürken,

Kendilerine şiddet uygulayan polise demokratik hakkı gereği karşı koyan Ethem Sarısülüğün acımasızca polis kurşunuyla kafasından vurulduğu bir ülke burası…

M. Ayvalıtaş, A. Cömert, M. Sarı, İ. Tuna, S. Önder, Z. Eryaşar, M. Yıldırım isimli bu gençler demokratik hakkını kullanırken ölümle cezalandırılan bu gençlerin ülkesi Türkiye!

Demokratik haklarını kullanırken öldürülerek katledilen gençlere ilişkin adalet hiç zaman işletilmemiştir. Adalet kavramının yavşaklaştığı, hırsızlığın tapelere yansıdığı, milyar dolarlar olan hırsızlık paraları ayakkabı kutularında taşındığı bir ülkede en kötü demokrasiden  dahi  bahsedebilmek, lükse kaçtığını çok iyi bilmekteyiz. 

Meclisin ihale rüşvet borsasına dönüştüğü, milletvekilleri mecliste ihale kovaladığı bir ülkeyi düşünün işte o ülke Türkiye’nin ta kendisidir!

Sadece bununla bitmedi, ihaleleri alanlar öncelikle hırsız AKP iktidarına kim daha çok rüşvet verirse ihaleyi kaptığı bir ülkeyi düşünün…

Yargının son kullanma tarihini nasıl doldurduğunu, etkisi ve yetkisinin olmadığını çoktan miadının dolduğunu Rize’de çay toplama ritüelleriyle deklare ederken, AKP diktatörlüğüne nasıl biat ettiğini düşünün.

Evet, dün akşamüstü Türkiye de darbe yapılmak istendi ama acemice!

Önlerinde örnek alabilecekleri en son başarılı darbelerden 12 Eylül darbesinin stratejik taktiğinin başarısı dün gibi ayakta dururken, dersine çalışmamış acemi bir ordunun pespaye acemiliğiyle asla böyle bir darbe planlaması mümkün değil.

AKP’nin kıldan yağ çıkaran taktiğini iyi biliyoruz.

Belki kendileri çoktan unutmuşlardır ama ben unutmam, unutmadım. Bülent Arınç’a,  Başbakan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’a suikast yapılacak iğrenç yalanları Özel Harp dediğimiz Kontrgerillanın taktik ve tezgâhı ile gündem değiştirerek çok şeyleri kotardığını iyi biliyoruz. Kozmik odaya da böyle bir dalavereyle girdiklerini biliyoruz.

İster bu darbeyi çok kötü bir tiyatro versiyonu olarak Tayip Erdoğan tezgâhlasın, isterse Tayip Erdoğan’ı devirmek isteyen gerçekten karşı güçler acemice planlasın bunun neye yaradığıdır asıl bizi ilgilendiren yanı.

Darbe olduğu saatlerde ilk tespitim şöyle olmuştu:

‘‘Bütün bu tiyatro, başkanlık sitemini garantilemek için!

Bunun başka adı yok!

Başkanlığı vermezseniz darbeciler gelir propagandasıyla başkanlığı tereyağından kıl çeker gibi kapma mizansenidir bu!’’

Dün den beri görüşümde bir değişme olmadı, bu darbe tiyatrosu büyük bir şova dönüştürülerek başkanlık sisteminin önü açılmış durumda.

‘Başkanlık sistemini kabul etmezseniz darbeciler darbe yapacak!’ şovu şimdiden uygulamaya konulmuş durumda.

Öyle güzel her şey hazırlanmış ki, söz birliği etmişlercesine malum camilerden gece yarısı minarelerden selâ okunarak.

Selâ okuyan müezzinler, “Ey Allah’ın kulları, ey ümmet-i Muhammet hükümetimizin yanında olun” denilerek tasarlanan plan hayata geçirildi. İnsanları sokağa dökme şovun en önemli kriteridir.

Güya halk darbecilere karşı duyarlı demokratik hakkını kullanıyor görüngüsü Eisberg’in görünmeyen gizde kalmış yüzüdür.

Sormazlar mı adama  Karaman’da çocuklara tecavüz edilirken çıtı çıkmayan kesim, ne olduda bir  anda duyarlı olmuştu, sokaklara dökülmüştü diye  sormazlar mı adama? Buna  verilecek en mantıklı cevap, Özel Harp Dairesi çok güzel iş bitiriyor demekten başka ne olabilir ki?

Ankara’da sorti yapan uçaklar sarayı tutturamayacak kadar acemice sarayın bahçesine yakın boş alana bomba fırlatmış oldu. Koca saraya isabet etmemesi için pilotların kör olması gerekir…

Kör bir pilotun savaş uçağı uçurduğu bir ülke nasıl realiteden uzak ise koskoca sarayı vuramaması da bir o kadar realiteden uzaktır.

Saray bombalanmamış sa bilin ki, Tayip Erdoğan yeni yaptırdığı sarayına daha doyamadığındandır. 

Aynı şey meclis içinde geçerli.

Tahrip gücü düşük küçük çaplı roket kullanılarak boş bir bölümü bombalanarak inandırıcı olunmak istendi gibi ortada soru sorduracak bulgular var.

Halkı sokağa döken başkanlık megalomanı, yine bu ülkenin halkı olan gezicileri polis şiddetiyle acımasızca orantısız güç kullanarak acımasızca şiddetle kullanıp evlerine sokmak istemiştir.

Diktatörlüğün ille darbelerle olması gerekmiyor! Sivil diktatörlükte aynı oranda en kötü demokrasinin düşmanıdır. Bu yüzden diyebilirim ki, darbecilerin diktatörlüğüyle sivil diktatörlerin diktatörlükleri arasında bir fark olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Anlaşılan o ki bu ülkeye hiçbir zaman yaz gelmeyecek!

Yağmur gibi boşanan anaların gözyaşı hiç bir zaman eksik olmayacaktır. Puslu kasvetli hava hiç bir zaman yakamızı bırakmayacak.

Umarım bundan sonra darbe yapacaklar darbeye yeltenecek olan darbecilere de yeni görevler çıkmış oldu. Darbeciler ilk önce camileri, aynı şekilde imamları etkisiz hale getirebilecek bir alt yapı oluşturmadan darbeye kalkmazlar.

Yaşadığımız bu darbe tiyatrosu Tayyip Erdoğan’ın şovundan başka bir şey değildir.

Tayyip Erdoğan rolüne çalışmamış çok kötü oyuncularla, çok kötü bir mizansen sahnelemiş gibi gözükmesi, allı şallı darbelerin şanına hiç yakışmamışa benziyor.

Koyunların bolca olduğu ülkelerde planlar kontrgerilladan uygulamak sizden olması spesifik kaçınılmazlıklarımızdır.

Ali Galip Sayılgan